Bulaşıcı Hastalıklar Kucukbahar.com 2017-11-15T10:24:02+00:00

KANARYA VE İSPİNOZLARDA BAZI HASATALIKLAR VE TEDAVİSİ

 

Kanaryalar Hakkında Bazı Özet Bilgiler

Vücut Isısı: Kuşlarda normal vücut ısısı 40-44,4 derecedir. Vücut ısısı oviduktan alınır. Vücut ısısı değişken olduğundan klinik açıdan sadece hipotermi (vücut ısısının normalin altına düşmesi) olgularında önemlidir.

Anestezi süresinde oluşan hipotermi ciddi sorunlara neden olabilir (m). Vücut ısısında 5,5 dereceden fazla meydana gelen düşüş dönüşümsüz dolaşım bozukluklarına neden olabilir (m). Bunu önlemek için kuş anesteziden çıkıncaya kadar bir bez ile sarılabilir(m).

 

Solunum sistemi: Kuşların solunum sistemi hacim olarak vücudun %20’sini oluşturur(a). Bu oran memelilerde %5’tir(a). Bu nedenle kanatlılarda solunum sistemi hastalıkları önemlidir(a). Genel olrak kuşlardaki ölüm olgularının %18-19’unun nedeni solunum sistemi hastalıklarıdır(a). Kanaryaların solunum sayısı 60-80/dakikadır(k).

 

Hasta Kuşa Yaklaşım

Kanarya, muhabbet kuşu ve diğer küçük kafes kuşları çok hassastır(f). Muayene etmek için hayvanın yakalanması büyük dikkat gerektirir(f).Tutmaya çalışırken, özllikle kanaryalar aşırı korku nedeniyle ölebilir(f).

Hasta kuş sağlıklılardan ayrılır, tüneği alçaltılır veya tamamen kaldırılır(j).

Ilık (30-32oC), iyi havalandırılan, sessiz ve loş bir yere alınır(j; k). Travma geçirmiş veya hipertermili (yüksek ısı) kuşlar için ortam ısısı 23-25oC’a ayarlanır(j).

Kuşun vücut ağırlığı alınır, mümkünse her gün tartılır (k).

Gıda almamış olanlar besleme tüpü (gagave yöntemi) ile beslenir ve bu işlem kuş kendiliğinden yemeye başlayıncaya kadar sürdürülür(j, k). Her beslemeden önce kursak palpe edilir, kursak dolu ise besleme sona erdirilir(j).

Şok, stres, merkezi sinir sistemi travması ve toksemi varsa kortikosteroid uygulanır(k).

Multivitamin, Vit A ve Vit B comlex yapılır(k).

Kanama varsa demir verilir(k).

Solunum sorunu varsa oksijen çadırı kullanarak oksijen verilir(j, k).

Sıvı tedavisi uygulanır(k).

 

Sıvı Tedavisi:

Sıvı tedavisi vücudun sıvı kaybına (dehidrasyon) karşı uygulanan tedavi yöntemidir(hh).

Deri altı uygulanacak sıvı tedavisi için en uygun yer kanat altındaki tüysüz alandır. Uygulanacak sıvı miktarı küçük kuş türlerinde (muhabbet kuşu, kanarya vb) vücudun yalnızca bir tarafına 1-1,5 ml’yi, orta boy kuşlarda (cockatiel gibi) 3-3,5 ml’yi, daha büyük kuşlarda (papağan, kartal, şahin gibi) 5-10 ml’yi geçmemelidir.

Verilen sıvı ılık (38-39 derece) olmalıdır(k). Dehidrasyonda %5’lik destroz iyi bir seçenektir. Ancak elektrolit kaybı da varsa sorunların oluşmasına neden olabilir(k).

Ağız yolu ile yapılacak sıvı tedavisinde (gagave) 10g ağırlığındaki bir kuşa en çok 0,5ml sıvı verilir(k).

Kuşlarda günlük sıvı ihtiyacı 50ml/kg’dır (j). 10ml/kg sıvı 5-7 dakikada tolere edilir (j). Bu miktar kanaryada 0,5-1 ml, muhabbet kuşunda 1-2 ml, ağaçkakanda 2-3 ml, amazon papağanında 7-10 ml’dir(j).

Laboratuvar Mayenesi İçin Kan Alma

Muhabbet kuşu ve kanaryada kan hacmi yaklaşık 3 ml’dir(f). Bu kuşlarda, altı veya daha fazla kan damlası kaybı ani bir şoka neden olabilir(f). Kuşların vücut ağırlığının %1’i kadar kan emin şekilde alınabilir. Kanarya gibi küçük kuşlarda laboratuvar için gerekli olan kan, ya ayak tırnağından ya da kanat altındaki brachial venden alınır(f).

Tırnaktan kan almak: Tırnak, temiz bir tırnak makası ile kesilir ve 1-2 adet kapillar tüpe yetecek kadar kan alınır(f). Kanayan tırnak, gümüş nitrat kalemi ile koterize edilir(f).

Kanat venasından kan almak: İnce bir kanülle damar delinir ve deri üzerine akan kan kapillar tüpe alınır(f). Kanayan yere tampon uygulayarak kan durdurulur.

 

Hasta Kuşa İlaç Verilmesi

İlaç, genel olarak hayvanın canlı ağırlığına göre verilir(hh). Piyasada bulunan veteriner ilaçları, kuşların ağrlığı düşünüldüğünde çok yoğun olduğu görülmektedir(hh). Bu da 20-30gr ağırlığındaki bir kuşa verilecek dozun ayarlanabilmesi için, kuşun canlı ağırlığı ile ilacın etken madde yoğunluğunun iyi bilinmesini gerekli kılmaktadır(hh).

İlaç, ağız yolu (oral, per os-PO), kas içi (intra musculer-im), deri altı (sub cutane-sc), damar içi (intra venöz-iv), haricen (topikal), solunum yolu (inhalasyon) ve doğrudan göze damlatılma şeklinede verilir(hh).

Ağız yolu ile (oral, PO) ilaç verilmesi: İlaç içme suyuna karıştırılarak, yeme karıştırılarak, doğrudan kuşun ağızına damaltılarak veya gagave yöntemi ile verilir(f).

İçme suyuna karıştırılarak verilecek olan ilacın mümkünse tatsız, kokusuz, renksiz ve suda kolay çözünebilir olması istenir(f). İçme suyu ile verilecek olan ilaç mutlaka taze (en çok bir günlük) hazırlanmalıdır(hh). Birçok hastalıkta, kuşların çoğunda su tüketimi azalır (bazı hastalıklarda atar), bu da hasta kuşların çoğunun istenilenden daha az, su tüketimini artıran hastalıklarda ise istenilen dozun üstünde ilaç almalarına neden olur. Bu durum, ilacın su ile verilmesinin en önemli dezavantajıdır(hh). Aynı dezavantaj, ilacın yeme karıştırılarak verilmesi yönteminde de geçerlidir(f). İlacın yemle verilmesndeki diğer bir dezavantaj ise kabuğu çıkartılarak tüketilen yemlerde, ilacın çoğu kabuğun üstünde kalarak doz ayarlamasında sorunlar yaşanmasına neden olabilmektedir(f).

Gagave yöntemi: Hayvanda aşırı strese neden olmadan uygulanabilir ise doz ayarlaması açısından güvenilir bir yöntemdir(hh). Kuşun ağzı açılır (bir ataç kullanılabilir)(f). Bir tüberkülin şırıngası veya 2-3 cc’lik bir enjektör ucuna 15’lik hipodermik kanül takılır(f). Kanül ucuna da 1-2mm çapında, 5-6cm uzunluğunda polietilen tüp takılır(f). Polietilen tüp, dil üzerinde soldan sağa doğru yaptırılan oblik hareketler ile kursağa gönderilir(f). Önceden enjektöre çekilen ilaç doğrudan kursağa verilir(f). Bu yöntem, kuşun suni olarak beslenmesi için de kullanılabiir(f). Gagave yöntemi ile bir defada verilebilecek maksimum sıvı miktarı 0,5ml/10gr’dır(k).

İlacın doğrudan ağıza verilmesi: Küçük kuşlarda uygulanması zor değildir. Plastik bir damlalıkla ilaç doğrudan ağıza damlatılır(f).

Kas içi yolla ilaç verilmesi(im): Enjeksiyon, insülin iğnesi veya ucunda 24-26’lık ve 0,5mm’lik iğne bulunan bir enjektör kullanarak göğüs kasına yavaş yavaş yapılır(f).

Deri altı yolla ilaç verilmesi (sc): Özellikle sıvı tedavisi yapıacaksa güvenilir ve pratik bir yöntemdir(f).

Damar içi ilaç uygulama (iv): Uygulaması zordur. Büyük kuşlarda denenebilir(hh). Uygulama esnasında meydana gelen aşırı stresten dolayı hayvan ölebilir(f).

Göz içi ilaç uygulama (intraoküler): Sıvi ilaçların (göz damlası) doğrudan göze damlatılması(f) veya göz merhemlerinin göze sürülmesi şeklinde uygulanır(hh).

Gözün yıkanması: Bu yötemde, gözedeki yabancı cisimlerin veya toksik maddelerin uzaklaştırılması için %0,09’luk steril tuzlu su ile göz yıkanır(f). Bu işlem plastik bir damlalık kullanarak yapılır(f).

İnhalasyon tedavisi: Sık kullanılan bir yöntem değildir(f). Solunum sistemi hastalıklarında denenebilir. Kapalı bir kutu içine antitüssif seroseller uygulanabildiği gibi toz preperatlar da kullanıabilir(f).

Topikal ilaç uygulanması: Pomat ve topikal solusyonların dıştan uygulanması yötemidir(f). Hayvan lezyonlu bölgeyi ısırır veya kaşırsa boyuna korse (yakalık) takılır(f). Korse, bir iskambil kağıdı veya plastik bir şişe kapağından yapılabilir(f).

 

BAZI HASTALIK BELİRTİLERİ VE MUHTEMEL NEDENLERİ

İştahsızlık (anoreksi): Stres ve korku bir iki günlük iştahsızlığa neden olabilir(j). Yumurtlma öncesi ve iyileşme döneminde de görüleblir(j). İspinoz ve kanaryalarda bakteri enfeksiyonları, tenyalar, yumurta retensiyonu ve peritonitis iştahsızlığa neden olur(j).

Konstupasyon (Kabızlık): Kanarya ve benzeri kafes kuşlarında yumurta sarısı ve kenevir tohumu konstupasyona neden olabilir(b). Birkaç damla sıvı parafin ile giderilebilir(b).

Bitkinlik: İspinoz ve kanaryalarda mantar enfeksiyonu (kandidiozis), kronik peritonitis, açlık ve giardiozis’te görülür(j).

Orofaringial (ağız ve yutak) lezyonları: Çiçek hastalığı, capillarya enfeksiyonu, genç ve elle belenen kuşlarda kandidiozis(j).

Özefagus (yemek borusu) ve kursak lezyonları: Capillaria enfeksiyonu, tiroid hiperplazisi(j).

Kusma veya regurgitasyon: Regurgitasyon, kursaktaki içeriğin dışarı çıkmasıdır ve normal veya patolojik olabilir(j). Kusma ise provetrikulustaki içeriğin dışarı çıkmasıdır ve hastalık belirtisidir(j). Kusma ile birlikte depresyon ve dehidrasyon (vücudun su kaybı) şekillenir(j). Kanarya ve ötücü kuşlarda bakteriyel enfeksiyonlar, yumurtlayamama ve trikomoniyazis kusmaya neden olabilir(j).

İshal: Kanatya ve ötücü kuşlarda koksidiyoz ve bakteriyel enteritisler ishale neden olur(j).

Karın genişlemesi: Kanarya ve ispinozlarda yumrtlamaya bağlı peritonitis, atoxoplasmsis ve lökoziz(j).

Aksırma ve tıksırma: Laringotrakeyitis(j)

Öksürük ve ses değişikliği: Laringotrakeitis, trakeal akar, hava kesesi akarı ve bakteriyel enfeksiyonlar(j).

Anormal solunum sesler: Hava kesesi akarları, laringotrakeitis(j).

Solunm güçlüğü: Enterococcus fecalis’in trakea, akciğer ve hava kesesinde neden olduğu kronik enfeksiyonlar, atoxoplasma ve toxoplasma enfeksiyonları, enfeksiyöz laringotrakeitis, hava kesesi akarı, gram negatif ve gram pozitif bakteiyel enfeksiyonlar, poxvirus enfeksiyonu ve peritonitis(j).

Katarakt: Kanaryalarda doğmasal katarakt görülebilir(j).

Nöbet: Nöbet, beyin bozukluğundan kaynaklanır(j). Başlangıçta kısa süren dengesizlik vardır(j). Bunu kuşun kavrayamaması ve yere düşmesi izler(j). Kuş sertleşir, ses çıkarır ve damlatma yapar(j). Genç kuşlarda kalsiyum eksikliği, E vitamini eksikliğinde görülür(j).İspinoz ve kanaryalarda hepatik lipidozis, yumurta sarısı embolisi ve teflon zehirlenmesinde görülür(j).

Dengesizlik (Ataksi): Ataksi baş, vücut, ayak ve kanatların koordinasyonsuz hareketidir(j). İnsektisit zehirlenmesinde meydana gelir(j).

Paraliz ve parezis: Kanat düşmesi ve tüneyememe şeklinde görülür(j). Travma(hh), güç yumurtlama, listeriyoz ve gençlerde E vitamini eksikliğinde şekillenebilir(j).

Deri lezyonları: Yeterince sulandırılmamış dezenfektanlar , kafes zemininin veya tüneğin pürüzlü oluşu, dondurucu soğuk ve ıslaklık ayakta dermatitise neden olur(j). Tüy kistleri, knemidekoptes (uyuz etkeni) enfeksiyonu, çiçek hastalığı ve bazı bakteriyel hastalıklar deride çeşitli lezyonların şekillenmesine neden olabilir(j).

Tüyde şekil, renk ve yapısal bozukluklar: Aşırı protein noksanlığı tüy kaybına yol açar(j). Arginin yetersizliğinde tüylenme bozukluğu, tüy değişimininn tam olmayışı, kanat ve kuyruk tüylerinin kolay kırılabilmesi ve stres çizgileri şekillenebilir(j). Stres çizgileri hastalıktan önce veya hastalığın seyri sırasında ortaya çıkan şeffaf veya koyu renkli çizgilerdir(j). Kalsiyum, çinko, selenyum, molibden, mangan, biyotin ve pantotenik asit yetersizliğinde tüy kolay kırılır ve kıvrılır(j). Ötücü kuşlarda praziquantel ve fenbendazol kullanılması anormal tüylerin çıkmasına neden olur(j). Kanaryalarda testesteron eksikliğinde kıllarda matlaşma ve baş tüylerinde dökülme gözlemlenmiştir(j).

Kırık:

Pelvik kemikler (kalça kemikleri), bazı kaburga kemikleri, humerus (kanat kemiği) ve femur (but kemiği) uçuş sırasında solunum sistemi ile ilişkili olan içi hava dolu geniş medullar kanalları bulunan pnomotik kemiklerdir(o). Pnömotik kemik müdahalesinde, kırık fragmentleri içine sıvı girmesi önlenmelidir, aksi taktirde pnömoni, hava kesesi yangısı veya asfeksi (boğulma) şekillenebilir(o).

Kanat kırıkları özel dikkat gerektirir, uçma tüyleri ulna ve metakarpustaki periostuma bağlıdır(o). Müdahale sırasında periost kaldırılırsa foliküller yıkımlanarak deforme veya kistik tüyler oluşabilir(o).

Kırık tedavisinde uygulanacak bandaj süresi ile ilgili kesin bir süre yoktur. İyi şekilde ret ve tespit edilmiş, kapalı ve düz kırıkların iyileşmesi 2 haftada mümkündür.

Linkomisin, kemik enfeksiyonlarına karşı kullanılabilecek uygun bir antibiyotiktir(a,k).

Hipokalsemi:

Sinirsel belirtiler, opistotonus (boynun normal pozisyonda olmaması,hh), halsizlik ve tetanoz belirtisi başlıca bulgulardır. Kan serum kalsiyum düzeyi 6mg/dl’den aşağıda ise hipokalsemi belirtileri ortaya çıkar. Tedavide 100-500mg/kg dozda %10’luk Ca-borogluconate sc veya im verilir(k).

Kursak Dolgunluğu:

Ağızdan 1-2 damla mineral yağ verilir ve dışarıdan masaj yapılır(f). Yem değiştirilir.

Serebral Hemoraji (Beyin Kanaması)(b)

Ani ölümle karakterizedir. Kuşlar arasında kavga, aşırı sinirlik ve sürekli korkutma socucunda şekillenebilir(b). Ayrıca, fosfor yönünden zengin, kalsiyum yönünden fakir yemlerle besleme kafatası kemiklerini frajil duruma getirir.

Tiroit

Normalin 10 katı büyüklüğe ulaşabilen tiroit bezi soluk borusu ve özefagusa basınç yaparak solunum güçlüğüne neden olur(b). Kas içi yolla potasyum iyodür verilerek ve içme suyuna iyot katılarak sağıtılır(b).

 

 İSPİNOZ  KUŞLARINDA YAYGIN HASTALIKLAR VE TEDAVİLERİ;

  • Viral enfeksiyonlar.

a-Papovavirus:

Gökkuşaklarındaki üreme zamanı görülen hastalıktır. Anaç ve yavruların yuvada ölmesine neden olur.Bu hastalığa özgü herhangi bir belirtisi yoktur ve ancak özel patolojik testle anlaşılır.

b-Paramyxovirus:

Bu virus Gökkuşağı ispinozlarında ve kanaryalarda kafanın yana düşmesine (head tilt) olmasına ve kafanın tortikollis (torticollis: kaplumbağadaki gibi kafanın sürekli yukarı kaldırılması) olmasına neden olur. Bu tip taşıyıcı kuşlarda aylar önce belirtileri açıkça görülür. Bu hastalık E vitamini eksikliğindeki belirtileri ile aynı olması nedeniyle karıştırılabilinir ki buna da kokmuş balık yağı veya yeme karışmış diğer yağlar neden olur.   Balık yağı veya diğer yağlar buzdolabında saklanmalıdır.

 

c-Poxvirus enfeksiyonu (Çiçek)

Pox grubundan bir virus tarafından oluşturulur(t). Bu hastalığa en duyarlı kanatlı tavuk ve hindilerdir, güvercin ve kanaryalarda da büyük salgınlara neden olur(t).

Etken 60oC’de 8 dakikada ölür. Lezyonlu dokularda aylarca, kümes koşullarındaki enfekte materyalde 1 yıl canlı kalabilir(t). Kimyasal maddelere karşı oldukça dayanıksız olan virus alkali antiseptikler ve sublime ile 5 dakikada inaktive olur(t).

Etken deri veya mukoza yolu ile bulaşır, ancak sağlam deri ve mukozadan geçmez(t). Bulaşmada mekanik olarak sivrisinekler de rol oynar(t). Çiçek virusunun, sivrisinek bünyesinde 210 gün canlı kalabildiği saptanmıştır(t). Bulaşık yem, su vearaç gereçler de hastalığın bulaşmasında etkilidir (j, t).

Deri, difteroyid ve septisemik formu vardır(j). Akut olaylarda şiddetli solunum güçlüğü sonucunda 24 saat içinde ölüme neden olabilir(b). Kanarya ve sakalarda septisemik formu görülür(j). Hastalık ani başlar, tüyler kabarmış, iştahsızlık, morarma ve uyku hali görülür(j).

Hastalığın deri formunda gaga çevresi ve göz kapaklarında sarımtırak kabuklarla karakterizdir(b). Bu bölgelerde irinli bir akıntı vardır.

Doğrudan tedavisi yoktur(hh). Hayvan ayrı bir kafese alınır(f). Yara kabukları uygun bir şekilde kaldırılır, yara üstüne gliserin iode sürülür(t). Sekunder enfeksiyonlara karşı antibiyotikler uygulanır(f). Tedavide A vitamini uygulaması yararlı olur(j). Sekunder bakteri ve mantar enfeksiyonlarına göre ilaç seçilir(j). Hastalık yayılmasını önlemek için kafes, araç ve gereçler dezenfekte edilir(hh). Etkili dezenfektanlar %1’lik potasyum hidroksit, %2’lik sodyum hidroksit ve %5’lik fenol solsyonlarıdır(j). Aşı uygulayarak koruma sağlanabilir(j). Ancak tavuklar için hazırlanan aşılar kafes kuşlarında öldürücü olabilir(f).

d- Chlamydial enfeksiyonu

Chlomydiosis (Ornithosis/Psittacosis) gökkuşağı ispinozlarında çok yaygın değildir. Hastalık belirtileri çok açık olmamakla birlikte ilgisizlik, ishal, burun ve göz akıntısı olabilir. Tetracycline türü antibiyotikler etkili olamkla birlikte 30 gün verilmelidir. Dozu 100mg/L içme suyuna veya 150mg/kg mamaya olmalıdır. Tetrasiklin, gökkuşağı ispinozların diğer rahatsızlıklarında pek kullanılmaz.

e- Avian sarcoma leucosis virus enfeksiyonu

İmmun sistem yıkımlanır(j). Karın içinde tümör, abdominal genişleme ve dispne (solunum güçlüğü) görülür(j).

f- Enfeksiyöz laringotrakeyitis

Laryngotracheitis virusu tarafından oluşturulur(t). Gençlerde daha yaygındır(j). Öksürük, solunum güçlüğü, göz ve burun akıntısı, sinüzitis trakeada nekrotik kitleler görülür(j). Etkili bir sağıtımı yoktur, komplikasyonlar için antibiyotik kullanılır(t).

g- Papilloma virus enfeksiyonu

Deri tümörleri şeklinde görülür(j). Papillom üstüne %5’lik asetik asit sürüldüğünde rengi pembe veya beyaza döner, kesin tanı için hitopatolojik ve histokimyasal muayene gerekir(j).Tümörün cerrahi operasyonla alınması veya gümüş nitratla yakılması ile tedavi edilir(j). Gümüş nitrat uygulanacak bölge nemlendirilir, gümüş nitrat sürülür ve ardından hemen yıkanır(j). Bu uygulama iki hafta kada sürer(j).

h-Poxvirus enfeksiyonu (Çiçek)

Pox grubundan bir virus tarafından oluşturulur(t). Bu hastalığa en duyarlı kanatlı tavuk ve hindilerdir, güvercin ve kanaryalarda da büyük salgınlara neden olur(t).

Etken 60oC’de 8 dakikada ölür. Lezyonlu dokularda aylarca, kümes koşullarındaki enfekte materyalde 1 yıl canlı kalabilir(t). Kimyasal maddelere karşı oldukça dayanıksız olan virus alkali antiseptikler ve sublime ile 5 dakikada inaktive olur(t).

Etken deri veya mukoza yolu ile bulaşır, ancak sağlam deri ve mukozadan geçmez(t). Bulaşmada mekanik olarak sivrisinekler de rol oynar(t). Çiçek virusunun, sivrisinek bünyesinde 210 gün canlı kalabildiği saptanmıştır(t). Bulaşık yem, su vearaç gereçler de hastalığın bulaşmasında etkilidir (j, t).

Deri, difteroyid ve septisemik formu vardır(j). Akut olaylarda şiddetli solunum güçlüğü sonucunda 24 saat içinde ölüme neden olabilir(b). Kanarya ve sakalarda septisemik formu görülür(j). Hastalık ani başlar, tüyler kabarmış, iştahsızlık, morarma ve uyku hali görülür(j).

Hastalığın deri formunda gaga çevresi ve göz kapaklarında sarımtırak kabuklarla karakterizdir(b). Bu bölgelerde irinli bir akıntı vardır.

Doğrudan tedavisi yoktur(hh). Hayvan ayrı bir kafese alınır(f). Yara kabukları uygun bir şekilde kaldırılır, yara üstüne gliserin iode sürülür(t). Sekunder enfeksiyonlara karşı antibiyotikler uygulanır(f). Tedavide A vitamini uygulaması yararlı olur(j). Sekunder bakteri ve mantar enfeksiyonlarına göre ilaç seçilir(j). Hastalık yayılmasını önlemek için kafes, araç ve gereçler dezenfekte edilir(hh). Etkili dezenfektanlar %1’lik potasyum hidroksit, %2’lik sodyum hidroksit ve %5’lik fenol solsyonlarıdır(j). Aşı uygulayarak koruma sağlanabilir(j). Ancak tavuklar için hazırlanan aşılar kafes kuşlarında öldürücü olabilir(f).

2-Bakteriyel Enfeksiyonlar:

Gökkuşağı ispinozlarda görülen pek çok bakteriyel problemler, Enterobacteriacea (E.Coli, Klebsiella ve Citrobacter), Pseudotuberculosis, Streptococci, Staphylococci, Pseudomonas, Aeromonas enfeksiyonu ve Salmonellosis’tir. Enterobakteri enfeksiyonları genellikle dengesiz beslenen kuşların zayıf düşmesiyle oluşur. Enterobakteri enfeksiyonları ikincil enfeksiyonlardır. E.coli enfeksiyonu ikincil enfeksiyondur ve sağlığı zayıflayan veya sağlıklı koşullarda olmayan kuşlarda görülür. Temel neden kalitesiz yem veya kalitesiz barınma koşullarıdır. Diğer hastalıklar örneğin Coccidiosis veya Atoxoplasmosis de tedavi edilmelidir. Sülfa grubu ilaçlar kuşun durumunu düzeltse de bu geçicidir ve gerçek neden veya etken bulunmalıdır.

Pastörelloz

Pastorella multocida tarafından oluşturulur(a). Etken güneş ışığında uzun süre yaşar(t). Ölü hayvanda 2-3 ay, kan içinde 6-10 gün enfektif özelliğini korur(t). Genellikle 60oC’de 10 dakikada ölür(t). Pastorella multocida, akut veya kronik setyreden kanatlı kole sindirim, solunum, deri ve konjonktiva yolu ile olabilir(t). Hastalıkktan kurtulmuş veya gizli hastalar dışkı ve ağız salgıları ile mikrop çıkartarak da hastalığı bulatırabilir(t). Etken, bazı durumlarda sağlam görünümlü hayvanların yutak, larinks ve sindirim sisteminde bulunur ve doğal direncin kırılması ile etken üremeye başlayarak hastalığı başlatabılir(t).

İshal, giderek zayıflama, solunum güçlüğü, eklem yangısı ve ödem gibi bulgularla karakterizedir(a). Sağıtım: Etkili bir sağıtım yöntemi yoktur(a). Tedavide  sulfonamit ve antibiyotikler kullanılır(t). Tetrasiklin denenir(hh).

Citrobacter enfeksiyonu

İspinoz, kanarya ve psittacinlelerde görülür(j). Kalp, kas ve paranşim dokuları etkiler(j). Başlıca bulgu ishaldir(j). Tanı, enfekte dokudan etknin izolasyonu ile mümkündür(j). Sağıtımda neomisin kullanılır(j).

Klebsiella

Klebsiella enfeksiyonu genellikle kirli yemlerle ilgilidir ve Salmonella enfeksiyonuna çok benzerdir. Taşıyıcı bakteriler nedeniyle tamamen tedavi çok zordur. Çünkü Taşıyıcı bakterilr ancak üreme sezonunda yumurtada ölü yavrular meydana getirince anlaşılır.

Pseudotuberculosis (Yalancı verem)(Yersinia Bakterisi)

Yalancı verem (pseudotuberculosis) her zaman fare ve soğuk dalgası ile ilgilidir. Tedavi geniş spekturumlu antibiyotikle ve farelerin yok edilmesi ile sağlanır.

Yersinia pseudotuberculosiss adlı bakteri tarafından oluşturulan bir hastalıktır(b). Bu bakteri doğada, özellikle toprak ve toz yemler içinde saprofit olarak bulunur(r). Güneş ışığı, ısı ve dezenfektanlara karşı dayanıksızdır(t).

Kanarya ve şerçelerde sık görülür(b). Etkenin, sindirim sistemi ile alınması büyük önem taşır(t). Hastalık etkeni vücuda derideki yaralar ile mukozalardan girer(t). Hasta hayvanların dışkıları ile etrafa yayılan etken, aynı kafeste bulunan diğer hayvanlara da bulaşır(r). Üşüme, bakım-besleme yetersizliği, paraziter hastalıklar, hayvanların kalabalık olması vb. kötü koşullar hastalık için hazırlayıcı faktördür(r). Hastalık kışın, soğuk havalarda daha çok görülür(r). Çok hızlı seyreden bu hastalıkta ölüm oranı çok yüksektir(b). Ani ölüm, ishal, solunum güçlüğü, asites ve tarsal eklem şişliği görülür(j). Hasta hayvanlarda tüyler kabarır ve iştahsızlık vardır(r).

Nekropsi: Karaciğer, akciğer, dalak ve böbrekte lezyonlar görülür(j). Genellikle dalak çok büyümüştür(r). Karaciğer, akciğerler ve dalakta sarımtırak nodüllerin görülmesi ile tanınabilir(b).

Sağıtım: En etkili tedavi, laboratuvar sonucuna göre seçilecek antibiyotiklerin kullanılması ile elde edilir(t). Sağıtımda trimethoprim, amoksisilin veya enrofloksasin kullanılır(m).

  1. coli enfeksiyonu

Gouldian ispinozlarının ve kanarya kuşlarının bir diğer problemi garam negatif bakterilerden Eschericha coli  (E.coli) ‘dir. Temel olarak E.coli ‘nin kurbanları insanlar olsada kuşların E.coli ‘ye karşı savunma (immün) sistemi yoktur. Kuş besleyicilerin inandıklarının aksine E.coli kuşların barsak sisteminde yoktur. eğer E.coli kuşun akciğerine, karaciğerine ve kalbine yayılmışsa ölüm meydana gelir. Burada da her zaman olduğu gibi temiz besin ve su çok önemlidir. Kuşu ellemeden veya mamasını hazırlarken hep ellerinizi yıkamanız gerekiyor. Ayrıca kuşu ve kafesini günlük fekal kirlilikten korumanız gerekmektedir. Bu nedenle tüm kafesi ve kuş ekipmanını düzeli olarak dezenfekte etmeli ve temiz tutmalısınız. Bazen bunlar bile yeterli olmayabilir.

Tedavisi: Dört saate bir, plastik damlalıkla bir-iki damla kaopectate vey Pepto-Bismol dalatılır. Bununla iltihaplı barsaklardaki kasılma azaltılır ve kuş rahatlar. Eğer 6 saat sonunda kuşda herhangi iyileşme görülmezse hemen veterinize başvurup uygun antibiyotik ile tedaviye başlayınız.

(Kaopectate, Mide ekşimesi, mide, hazımsızlık, bulantı, gaz, ishal, ya da yeme ya da çok fazla içme ile ilişkili semptomları tedavi. Aynı zamanda, bağırsak hareketleri sayısını azaltmak ve dışkı daha sıkı hale getirmek için kullanılabilir. Ayrıca, doktor tarafından belirlenir ve diğer koşulları tedavi etmek için de kullanılabilir. Kaopectate süspansiyon, bir salisilat olduğu ve tam olarak nasıl çalıştığını bilinmemektedir. Bu, sindirim sisteminde salgıları sınırı mide ve bağırsak iltihabı azaltmak ve bağırsak hastalıklarına neden olabilir bazı bakterilerin ve virüslerin büyümesini inhibe ettiği sanılmaktadır.)

(Pepto-Bismol yardımıyla birincil belirtiler bulantı , mide yanması , hazımsızlık , mide , ishal ve mide ve gastrointestinal sistemin diğer geçici rahatsızlıkları. Tedavi edilir.  Bizmut subsalisilat  aktif bileşendir.)

Salmonella

İspinoz ve kanaryalarda Salmonella pullorum, S.gallinarum, S.typhimurium türü bakteriler tarafından oluşturulur(j). Gençler, erginlerden daha duyarlıdır(t). Ağız, solunum ve yumurta yoluyla bulaşır(j). Hastalığın bulaşmasında enfekte yem, su, yumurta, bakıcılar, ziyaretçiler, yabani kuşlar, fareler, kafeslerin pis olamsı, kötü bakım ve beleme, çok soğuk ve çok sıcak çevre koşulları gibi faktörlerin çok büyük etkisi vardır(t).

Akut veya kronik formları vardır. Karaciğer, dalak, böbrek ve iskelet kası gibi birçok organ ve dokuyu etkiler(j). Akut formda ishal, iştahsızlık, polidipsi ve letarji; kronik forumda ise solunum güçlüğü, santral sinir sistemi bozuklukları, eklem yangıları görülebilir(j).

Bu mikroorganizma pek çok genç gouldian yavrusunun ölümünden sorumludur. Salmonella bakterisi kuşlarda su kaybı ve ishale, eklem ağrılarına ve sinir bozukluğuna sebep olur. Enfekte olmuş kuşun dışkısından ve tükürüğü yoluyla (özellikle anne yavruları beslerken) hastalık yayılır. Salmonella bakterisinin diğer bir özelliği yumurta kabuğuna penetre olması ve embriyoları enfekte edebilmesidir.

Salmonellanın dört formu oluşabilir ve bu formlar aynı anda görülebilir.

a-intestinal (Bağırsak) formu: Bu hastalıkta Salmonella bakterisi bağırsak duvarına saldırır. Hastalığın semptomları, su kaybı ve ishal, dışkı kötü kokulu, sümüksü ve yeşil veya kahverengi olmasıdır. Ayrıca dışkının yeşil olması safra enfeksiyonunu işaret eder.

b-Eklem ağrılı formu: Kuvvetli barsak enfeksiyonu sonuç olarak kan yoluyla etken tüm vucuda yayılmıştır. Özellikle kemik eklemlerine kadar enfeksiyon yayılmıştır. Bu nedenle çeşitli şişkinlikler ve yoğun ağrılar artar sonunda kuş ayaklarını ve kanatlarını kullanamaz.

C-Organ formu: Bakteri kana geçerek pek çok organı enfekte eder . Örneğin kalp, karaciğer pankreas ve böbrek gibi.  Diğer bezlerde brüt olarak bozukluklara yo açabilir. Hasta kuş sonunda inaktif, hareketsiz olarak kafesin bir yerinde oturur, miyoplaşır ve kısa kısa nefes alır.

d- Nervus form (Sinirsel form): Salmonella sinir sistemini enfekte eder. (Örn. beyin, omur ilik gibi)Kuşun dengesini bozulmasına ve buna bağlı olarak sakatlanması veya felç olmasıdır. Ayrıca istemsiz olarak kas kasımları tuhaf boyun kıvırmalar, parmaklada kramplar ve kuşun dışkılık kısmının kirli olması tipik semptomlardır. Gouldianlar eğer bir Salmonella enfeksiyonu geçirmişse ilk iki üç gün içerisinde çok ciddi bağırsak problemleri gelişir.Genç kuşlarda immün sistem ya yok yada çok az geliştiğinden bu hastalığa yenik düşerler.Olgun kuşlar ise ancak uzun süreli tedavi ile inkübe edilirler.Tedavi edilmezlerse diğer kuşları  yumurta kanalı veya dışkı yoluyla enfekte edip çok sayıda yavru ölümlerine yol açarlar. Ayrıca kuşlarınız Salmonella ile enfekte olacağından bu döngü hem sizin hem de kuşlarınızın aleyhine olacaktır. Bu durumda hemen veterinize başvurmanızı tavsiye ediyoruz.

Sağıtım: Sağıtımda enrofloksasin veya chloramphenicol denenebilir(j). Ancak, Salmonella enfeksiyonları antibiyotiklerle tam olarak tedavi edilememektedir(t). Uygulanan antibiyotikler ile hastalık geçici olarak baskı altına alınabilmektedir(t). Bu nedenle taşıyıcı hayvanların tespit edilerek ortamdan uzaklaştırılması en uygun yöntemdir(t).

Tüberküloz:

Mycobacterium avium tarafından oluşturulan bakteriyel bir hastalıktır(r). Tavuk, güvercin, hindi, papağan, kanarya, ördek, kaz ve sülün gibi kanatlılarda görülür(r). Doğal koşullarda yaşayan yabani kuşlarda rastlanmaz(r).Güneş ışınlarına karşı duyarlıdır(t). 65-70oC’de 10 dakikada; %2’lik formol, %5’lik karbolik asit ve %3’lük klorlu antiseptikler içinde kısa sürede inaktive olur(t).

Bulaşma genellikle sindirim yolu ile olur(t). Bir hayvandan diğerine bulaşmada en önemli rolü taşıyıcı hayvanlar oynar(t). Bu hayvanların bulaştırdığı yem ve sular da bulaşmada önemli etkiye sahiptir(t). Keneler de bulaşmada rol oynar(t). Etken, zaman zaman insanlardan da izole edilmektedir(t). Kronik seyreder ve hayvanlarda uzun bir süre belirgin bir semptom görülmez(r, t). Hayvanların iştahı normal olduğu halde giderek zayıflama, göğüs kaslarında incelme görülür(t). Otopside karaciğer, dalak, bağırsak, kemik iliği ve böbrek gibi çeşitli organlarda gimsi-sarı veya grimsi beyaz nodüller görülür(t). Otopsi bulguları sonucunda hastalıktan şüphelenilir, kesin tanı laboratuvar muayeneleri ile konur(hh).

Bu hastalık sağıtılmaz(t, hh). Hasta veya hastalıktan şüpheli hayvanların öldürülerek uygun şekilde imha edilmesi en uygun mücadele yöntemdir(hh).

Mycoplasma enfeksiyonu

Mikoplazma türü bakteriler tarafından oluşturulan bir hastalıktır(b). Çoğunlukla hava keselerini etkileyen kronik seyirli bir hastalıktır(r). Bazen hastalığa kolibasil veya diğer bakteriler de eşlik ederek hava keselerinde irinli lezyonların oluşmasına neden olur(b). Akciğer ödemi ve konjesyonuna bağlı hırıltılı ve kesik kesik solunum, aksırma ve sinüzite bağlı göz ve burun akıntısı ile karakterizedir(j,r). Kimi zaman göz çevresinde abseli şişkinlik meydana gelir(b). İştahsızlık, genel durum bozulması ve hızla zayıflama görülür(b).

Sağıtımda ağızdan tilosin, tetrasiklin veya fluroquinolon verilir(b,j). Burun ve göze antibiyotikli damla uygulanır(j).

Enterococcus fecalis enfeksiyonu

Kanaryalarda solunum sistemi hastalığına yol açar(j). Hastalarda solunum ve sindirim sistemi bozuklukları, göbek yangısı, parezis ve artritis (eklem yangısı) görülür(j).

 

Listeria enfeksiyonu

Listeria monocitogenes isimli bakteri tarafından oluşturulur(j, t). Tavuk, hindi, kaz, ördek ve kanaryalarda rastlanır(t). Hastalık kaynağı çoğunlıkla insanlardır(t). Sporadik ve septisemik tarzda seyreder(r). Gençler, erginlerden daha duyarlıdır(r). Akut dönemde ani ölüm, daha uzun dönemlerde ise topallık, körlük, tortikollis (boynun bükülmesi), kasılmalar, parezis ve paralizis oluşur(j, t). Sağıtım: Etken, çeşitli antibiyotiklere dirençlidir(t). Yüksek dozda tetracycline denenebilir(j,r, t).

Megabakteri enfeksiyonu

Normal kuşların proventrikulusunda bulunan çubuk şeklinde bakterilerdir. Kronik zayıflama görülür(j). Kafes tabanında ince öğütülmüş yem parçaları dikkati çeker(j). Hastaların çoğunda açık-koyu yeşil renkte sulu ishal vardır(j). Hastalık, aralıklarla 12-18 ay sürer(j). Megabacteri, antibiyotiklere dirençlidir(j). Sağıtımda pH’yı düşüren lactobacillus kullanılır(j).Böylece barsak yüzeyine veya diğer hücrelere megabakterinin tutunması engellenmiş olur.

Streptecoccus enfeksiyonu

Etken yaralar, solunum ve sindirim yolundan vücuda girer(j). Artritis, peritonitis ve septisemiye neden olur(j). Sağıtımda tetacycline veya penisilin kullanılabilir(j).

 

  1. MANTAR HASTALIKLARI

Aspergillus enfeksiyonu

Bir mantar olan Aspergillus fumigatus tarafından oluşturulur(j). Bu mantarın oluşturduğu sporlar doğada yaygın olarak bulunur(j,t). Sağlıklı sürüler için önemli bir soruna neden olmaz(t). Stres, kötü bakım, antibiyotik ve kortikosteroid kullanımı ve solunum yolu irritanları bu enfeksiyonun oluşmasına zemin hazırlar(j, hh). Genel olarak gençler daha duyarlıdır(t). Bulaşma, yem ve gıdaların uygun depolanmaması sonucu üreyen mantarların oluşturdukları sporların solunum yolu veya gıdalarla alınması sonucunda olur(t).Sirinks ve hava keseleri en çok etkilenen organlardır(j). Akciğerler, deri, kan, kas, sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve beyinde de görülebilir(j). Başlangıçta ses kaybı, deprasyon, zayıflama ve kusma görülür(j). Daha sonra merkezi sinir sistemi bulguları ve solunum güçlüğü şekillenir(j).

Sağıtımda uzun süreli itraconazol, flucocystine ve fluconasole kullanılabilir(j). Destekleyici sağıtım olarak oksijen verilir, sıvı sağıtımı yapılır ve hayvan sıcak ortamda tutulur(j).

Dermathopytes enfeksiyonu

Zoonoz bir hastalıktır (insana bulaşır)(j). Özellikle baş bölgesinde olmak üzere tüy dökülmesi, deride kalınlaşma ve beyaz kabuklar görülür(j). Sağıtımda antifungal krem uygulanır, ağızdan griseofulvin verilir(j).

 

 

  1. 4. KANARYALARDA PARAZİT ENFEKSİYONU

Bit ve kene enfeksiyonu

Bitler, bütün yaşamlarını kanatlı üzerinde geçiren dış parazitlerdir(t). Çok yakın temas sonucunda bir hayvandan diğerine geçer(t). Kanatlı bitleri kan emmez, deri ve tüylerdeki gıdalar ile beslenir(t).

Keneler, kanla beslenir ve geceleri kan emmek için hayvanların üzerine gelir, doyduktan sonra hayvanı terk eder ve Gündüzleri kuytu yerlerde, tahta aralarında saklanır(t).

Huzursuzluk, kaşıntı, tüylerde kırılma gibi bulgular görülür(hh). Yoğun kene enfeksiyonları, kan kaybı sonucunda ölüme neden olabilir(j,hh).

 

Belirtileri: Kanaryaların en büyük düşmanlardandırlar. Aşırı oranda ürediklerinde öldürücüdürler. Bitleri gündüz faaliyette görme olanağı yoktur. Bunlar geceleri ortaya çıkarlar. Eğer kanarya besleyen kişi biraz ihmakâr yaradılışlı ve dikkatsizse hızlı bir üreme sonucunda kanaryanız bir felâketle karşı karşıya kalacaktır. Çünkü bitler çok küçük olmaları nedeniyle pek kolay görülmezler, buna karşın büyük birer kan emicidirler. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında üreme sonucu çok çabuk çoğaldıklarından dikkatli olunmalıdır.

Kafeste bit olup olmadığını anlamak için kafes geceleri dinlenir. Kanaryalar huzursuz ve Kıpırtılı iseler bir bit hücumu karşısındalar demektir. Tünek başlıklarındak delikler bitlerin saklanacakları yerlerin başında geldiklerinden, buranın incelenmesiyle de varlıkları anlaşılabilir.

 

Önlenmesi: Bit bir tehlike olarak kabul edilip mücadele edilirse hiç bir zaman sorun değildir. Pek çok çeşitli marka içinden, bir kuşçunun tavsiyesi ile alacağınız pire tozu bu derdinizi çözümliyecek-tir. Bu tozlar tünek başlıklarındaki deliklere, kafesin kenar kıyı köşelerine serpilerek, kanaryaların kanat altlarına dökülerek çok olumlu sonuçlar alınabilir ve bitin kökü kazınabilir. Özellikle kuluçka devrelerinde, yuvalıkların büyük bit yuvaları olacağını ve bunların yavruların kanlarını emerek ölümlerine sebep olacağını hatırlatır, yuvaların ilâçlanmasında yavruların tozdan zarar görmemesi için dikkatli davranılmasını tavsiye ederiz. Genelde iki tip kene vardır.

Keneler

Tüy keneleri (akarları) iki büyük gruba ayrılmaktadır. Hastalık yapmayan keneler deride yaşadığı gibi aynı zamanda tüylerde ve tüylerin teleğinde girintisinde vede kıl kökünde bulunabilirler.

Birinci tip kene Syringophilus bipectioratus: Bu kene genelikle yabanıl tiplerde bulunsada evcil kuşlarda özellikle kanaryalarda ve diğer ispinozlarda bulunur.Bazen de gouldianlarda görülür. Deriden veya tüy döküntülerinden beslendiğinde kuşda irritasyona ve tüylerin yolunmasına neden olur. Kenelerle en iyi savaş yöntemi kafeslerin hijyen tutulmasıdır.

İkinci tip kene Dermoglyphus elongatus: bu biraz daha ciddi bir sorundur ve tüylerin içine saklanarak zarar verir. Bu tip tüy zararlılarına karşı en iyi terapi tabiî ki iyi bir hijyendir. Kafesi olabildiğince temiz tutulmalı ve kuşada banyo verilmelidir.Bu tip kenelerin kuşlara ulaşmaması için yabani kuşların kafeslere ulaşmaması lazımdır. Önlem olarak düzenli bir şekilde kafesleri özellikle Dermanyssus gallinae (kırmızı-kene, (kuş biti) için kontrol edilmelidir.

 

 

Dermanyssus gallinae:

Kırmızı bit (Dermanyssus gallinae) ki buna yüzey delici veya ulaşılmaz da denilir. Çünkü kuşun vücudun da yani kurbanında yaşamaz. Aksine gün boyunca kafeslerin çatlaklarında, kenarlarında saklanır. Karanlıkta ise kuşun kanını emer. Bir tane olarak düşünmeyin onlarca yüzlercesi bir aradadır. Emdikleri kan sonucunda kuşlar zayıflar ve bir süre sonra ölürler. Yuvadaki kuşları ve yavruları karanlıkta rahatsız ederler. Geceleri tünekte kuşlsrın irrite olup ani hareket yapmaları veya 5-6 günlük yavruların ölümü bu bitlerin habercisidir. Bunlar normalde şefaf olmaları nedeniyle ilk başta gözükmezler ancak kan emdikleri zaman kırmızı olurlar ve görünürler. Sıcaklık 200C olduğunda düzenli kan emmeye ve her 5 günde çoğalmaya başlarlar. Kontrol altına alınmazsa kafeslerde milyonlarcası ürer. Hatta dış kuşhanelerde çok soğuklarda bile hayatta kalırlar. Bu bitler genelikle yabani kuşlardan bulaşır ve bir tek dişi bitten milyonlarcası oluşur. Bu bitin kafese musallat olup olmadığını anlamak için yollardan birisi ise kafesin etrafına beyaz bez bağlamaktır. Ertesi gün bu bez incelendiğinde ise beyaz bezin üzerinde çok küçük kırmızı noktalar görürsek kafesimizde bu bitlerin olduğunu anlarız. Hemen o bez yakılmalıdır. Aksi takdirde diğer kafeslere de bulaşır.

Tedavi: Eğer kafesinizde, kuş odanızda veya kuşhanenizde kırmızı bit (kırmızı kene) keşfettiyseniz kafesse kafes ve yan kafesleri veya odayı gecikmeden tedaviye ve temizlemeye başlamalısınız. Kuşlar kafeslerde halen mevcut ise uygulamayı pyrethrin ( pyrethrin doğal kökenli bir ilaç olup krizantem (Kasımpatı)çiçeklerinden elde edilir.) bazlı ilaçlarla yapmalısınız. Bu ilaç kuşa zararsızdır. Ama kenelere, bitlere, pirelere veya omurgasız haşarelere karşı hatta kırmızı akarlara bile etkilidir. Uygulamayı kuşların ensesine bir iki damla şeklinde yapılmalıdır. Ayrıca suda çözünen pyrethrin ile sprey yapılarak bunların kafeste saklanabilecek yerlerde ilaçlanmalıdır. Ayrıca kuşların ensesine ve kanat altına sabahları pyrethrin tozu konmalıdır. Burada dikkat edilecek husus ilaçlanan kafesler kurumadan önce kuşlar tekrar aynı kafese konmamalıdır. Bu işlem 5 gün sonra tekrarlanmalıdır. Çünkü kafeslerde kalan bit yumurtaları 5 gün sonra tekrar açılır. Bunu engellemek için aylar boyunca düzenli ilaçlama yapılmalıdır.

 

Dermanyssus enfeksiyonu

Kanatlı/tavuk akarı olarak da adlandırılan etkenler gece faaliyet gösteren eklembacaklı parazitlerdir(t, hh). Gündüzleri kafeslerin uygun yerlerine (kuytu, çatlak, yarık vb) gizlenerek geceleyin hayvanlara saldırarak kan emerler(hh). Anemi, kaşıntı ve büyme geriliğine neden olur(j).

Tanı: Gözle görülmeleri zordur. Tanı için, gecleyin kafes üzeri beyaz bir örtü ile kapatılır, sabah örtü incelenerek uyuz etkenleri aranır(j). Kan emenler kırmızı, diğerleri kahverengi görülür(j).

Dış Parazitlerin Sağıtımı: Hayavnlar üzerine ivermectin veya pyrethrin kullanılır, kafesler temizlenerek sprey veya toz halide ektoparaziter ilaçlarla ilaçlanır (dezenfestasyon yapılır)(j, hh). Kafeslerin dezenfestasyonunda kullanılan ilaçların doğrudan yumurtaları imha etme özelliği yoktur(t). Bu nedenle kafeslerin ilaçlama işleminin bir hafta ara ile 2-3 defa tekrarlanması gerekmektedir(hh).

Sternostoma tracheeocolm enfeksiyonu

Trakhea, bronş, sinüs ve hava keselerinde yaşar(j). Zayıflama, ses kaybı, çatlak ses, solunum güçlüğü, öksürük ve ölüm görülür(j). Tanı, trakeada toplu iğne başı büyüklüğünde, koyu renkli ve çoğunlukla hareket halinde olan akarların görülmesi ile konur(j). Ayrıc, trakea yıkama sıvısı ve dışkının mikroskopik muayenesinde akar yumurtaları görülmesi ile de tanınabilir(j). Sağıtımda ivermectin kullanılır(j).

Capillaria enfeksiyonu

Özefagus, kursak ve ince barsaklarda bulunan 1-6 cm boyunda bir kurtçuktur(j). Deprasyon, iştahsızlık, regurgitasyon, ishal ve zayıflama görülür(j). Dışkı ve kursak yıkama sıvısının mikroskobik muayenesi ile tanınır(j).

Sağıtım: Mebendazol, fenbendazol veya ivermectin ile sağıtılır(j).

Singamoz(b)

Syngamus trachea adı verilen bir parazit tarafından oluşturulur. Kafes kuşlarında seyrek görülür(b). Solunum güçlüğü, öksürük, ağzı açık soluma ve zayıflama ile karakterizedir(b, j). Dışkı analizi yapılarak teşhis edilir(b).

Tedavi: Ağızdan tiabendazol, ivermectin veya fenbendazol verilir(b, j).

Cestod enfeksiyonu

Cestotlar yassı, şerit şeklinde olan ve halkalardan oluşan 1,5-2,5 cm boyunda bağırsak kurtlarıdır(t). Hastalarda ishal, zayıflama, anemi ve düşkünlük görülür(j). Dışkının mikroskobi muayenesinde parazit yumurtası veya halkalarının görülmesi ile tanınır(j).

Sağıtımda praziquantel kullanılı(j). Hexachlorophene, Dichlorohene, Mansonil gibi anthelmetikler kullanılır(t).

Coccidiosis:

Coccidiose etkenleri tek bir konakçıda gelişen protozoonlardır(t). Kafes kuşlarında Eimeria dunsingi, E.haemotodi, Isospora psittaculae, I.serini ve I.lacazei türleri bildirilmiştir(g). Coccidiosis, daha çok gençleri etkiler(j, hh). Kanaryalarda seyrek görülür(b). İshal, iştahsızlık ve zayıflama görülür(j).

Isospora serini, diğer koksidiyoz etkenlerinin aksine ince barğırsak yanında diğer organlarda da lezyona neden olur(m). Hastalık, yeni uçmaya başlayanları etkiler(j). Karaciğer büyür ve sternumun gerisinde koyu alan olarak dikkati çeker(j,m). Primaquin etkenin doku frmuna karşı etkilidir(j). İshal, halsizlik, su kaybı gibi belirtiler görülür(j,hh). Nekropside, karaciğerde büyme ve bazen lekeli görünüm dikkati çeker(m). Tanı için karaciğer, dalak ve akciğerlerin mikroskopik muayenesi yapılır(m). Nadiren dışkıda da görülebilir(m).

Sağıtımda sulfadimidin (sulfametazin), sulfaquanioxaline, amprolyum, nicarbazin, clopidol, toltrazuril gibi antikoksidiyal ilaçlar(s) veya metronidazol kullanılır(j).

Toksoplasma enfeksiyonu

Yeryüzünde çok yaygın olarak bulunan bir protozoondur(s). İnsan dahil tüm memelilerde ve kanatlılarda enfeksiyona neden olabilir(s). Anakonakçıları kedi ve felidea familyasına bağlı diğer kedigillerdir(s). Enfeksiyonun başlangıcında sinir hücreleri, karaciğer parankim hücreleri, akciğer ve bez epitel hücreleri, kalp ve iskelet hücreleri ve diğer pekçok hücreyi enfekte edebilir(s). Çok hızlı çoğalarak hücrenin ölümüne neden olur(s).

Yabani kuşlardan özellikle güvercin ve kanaryalarda klinik enfeksiyonların varlığı bildirilmiştir(s). Kanatlılarda akut enfeksiyona bağlı ani ölümler; sağ kalanlarda iştahsızlık, zayıflama, ishal ve körlük gibi belirtiler görüldüğü bildirilmiştir(s).

Cryptosporidium enfeksiyonu

Protozoon hastalığıdır(hh). Pet kuşların çoğunda sindirim, solunum ve üriner sistem epitellerine yerleşir(j). Hastalarda deprayon, iştahsızlık, kursak genişlemesi, rinitis (butun yangısı), öksürük, solunum güçlüğü ve ishal görülür(j).

Sağıtım: Cryptosporidium sağıtımında kullanılabilecek tam etkili bir ilaç geliştirilememştir(s). Spiramisin, Lasalocid Sodyum, Halofuginone Lactate veya Decoquinate kısmen etkili olan ilaçlardır(s).

Plasmodium (sıtma) enfeksiyonu

Sivrisinekler tarafından bulaştırılan bir protozoondur(h,s). Kanaryalarda parazitlenen çeşitli palsmodium türleri bilinmektedir(s). Plasmodium cathemerium kanaryalar için oldukça patojendir(s). Akut seyirli ve öldürücü bir hastalığa neden olur(s). Deprasyon, iştahsızlık, kusma ve solunum güçlüğüne neden olur(j). Anemi ile birlikte deri altında kanamalara rastlanır(s). Kanın mikroskopik muayenesi ile tanınır(j,hh).

Sağıtım: Sağıtımda chloroquine posphat, primaquin, quinacrin, veya sulfonamid-trimethoprim karışımı kullanılır(j,m,s).

Spiruridis enfeksiyonu

Ötücü kuşlarda enfeksiyona neden olur(j). Damlalarda mukus ve sindirilmemiş gıda bulunur(j). Dışkının mikroskopik muayenesi ile tanınır(j,hh). Sağıtımda oxphendasol ve levamisol kullanılır(j).

Trikomonas enfeksiyonu

Kanatlıların ön sindirim yollarında yaygın olarak blunan ve kanatlı trikomoniazisine neden olan bir protozoondur(s). Dünyanın her yerinde güvercin ve kumrularda yaygın olarak bulunur(s). Güvrcin ve yırtıcı kuşlarda sık, kanarya, saka ve muhabbet kuşlarında daha seyrek görülür(j). Enfeksiyon daha çok gençlerde sorun oluşturur(s). Yabani güvercin ve kuşlar evcil kuşların enfeksiyonunda önemli bir kaynak olabilir(s). Hastalık, kontamine su ve gıda ile bulaşır(j).

Özellikle genç hayvanların bir hastalığıdır(s). Yetişkinle enfekte olduğu halde belirti göstermeyebilir(s). Etken orofarinks, özefagus, kursak ve trakeaya yerleşir(j). İshal, kusma, yem yememe, su içmeme zayıflama görülür(j). Göbek bölgesindeki deri altında şişliğe neden olur(j). Ağız, burun ve özefagusta peynirimsi birikintiler vardır(j). Sindirim sisteminde (Trichomonas phasiani) yerleşen trikomonasta kilo kaybı, kanatların düşmesi, bazı kuşlarda sarı, yeşil veya portakal renkli ishal ve sıvı kaybı görülür(m).

Teşhis, için ağız sıvısı ve lezyon kazıntıları mikroskopta incelenir(j).

Sağıtım: Metronidazol, dimetridazole, ornidazole veya karnidazole kullanılabilir(j,s). Hastalığın kontrol altına alınabilmesi için ilaçla sağıtım yanında kafslerin boşaltılarak dezenfekte edilmeleri de gerekir(t).

 

 

BAZI ZEHİRLENMELER

Tütün zehirlenmesi:

Ağız yolundan alınırsa hiperekzitebilite (aşırı duyarlılık), kusma, ishal ve ölüme neden olabilir(j). Tütün duman ile temas edenlerde burun çekme, burun akıntısı, öksürük, ayak ve yanak derisinde irritasyon ve kabuklanma oluşur(j). Tütünü ağızdan alalanlara aktive kömür ve mineral yağ verilir, diğerleri dumandan uzaklaştırılır(j).

Warfarin Zehirlenesi:

Warfarin, fare mücadelesinde yaygın olarak kullanılır(hh). Deprasyon, iştahsızlık, deri altı kanamaları, burun kanaması, kanlı dışkılama gibi bulgular görülür(j). Sağıtımda, 0,2-2,2 mg/kg dozda im Vit Kstabilite sağlanıncaya kadar 4-8 saat ara ile yapılır. Daha sonra 24 saat ara ile 14-28 gün PO veya im verilir(m).

İnsektisit zehirlenmesi:

Halsizlik, iştahsızlık, ishal, ataksi, kasılmalar, paraliz ve ölüm görülür(j). Sağıtımda deri altı yolla 0,02mg/100 gr atropin uygulanır(m).

 

DEZENFEKSİYON VE DEZENFESTASYON

Sağlıklı hayvan yetiştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesinde barınak hijyeni büyük önem taşır(hh). Genel hijyen kuralları yanında bazı durumlarda etkili bir temizlik, dezenfeksiyon ve dezenfestasyon işlemlerinin de yapılması gerekir(t). Dezanfaksiyon, hastalık etkeni olan virus, bakteri ve mantar etkenlerinin; dezenfestasyon ise protozoon, helmint, bit pire gibi parazitler ile bunların yumurtalarının yok edilmesi işlemidir(t).

BAZI DEZENFEKSİYON YÖNTEMLERİ
Dezenfeksiyon işlemini uygulamadan önce ortamda bulunan ve istenmeyen malzemeler uzaklaştırılır ve kafes ile kafeslerin bulunduğu bina/oda çok iyi bir şekilde temizlenir(hh). Dezenfeksiyon uygulanacak yerde önceden salgın bir hastalık görülmüş ise, ortamdan uzaklaştırılan ve istenmeyen tüm malzemeler mümkünse yakılarak yok edilmelidir(hh). Fiziki temizlik işlemi tamamlandıktan sonra çeşitli madde ve yöntemler kullanılarak dezenfeksiyon işlemi tamamlanır(hh).Dezenfeksiyon işlemi, genellikle ticari dezenfektan maddelerin çeşitli oranlarda sulandırılarak, dezenfekte edlecek alanlara uygulanması şeklinde uygulanır. Ticari dezenfektanların, üretici firmanın önerdiği oranda sulandırılarak uygulanması en doğru yöntem olarak değerlendirilir(hh). Önerilenden daha yoğun hazırlanan dezenfektanların etkisinin artırmayacağı gibi uygulandığı alanlara ve bu alanlarda barındırılacak hayvanlara da daha çok zarara verebileceği unutulmamalıdır(t, hh).

Aşağıda, pratik olarak uygulanabilecek bazı dezenfeksiyon ve dezenfestasyon yöntem ve maddeleri açıklanmıştır(hh). Piyasada bulunan ve kullanımı ayrıntılı olarak anlatılan dezenfektan ve dezenfestanlar  anlatılmamıştır.

Hipoklotit ile dezenfeksiyon (Çamaşır Suyu): Hipokloritler, temeli klor olan dezenfektanlardır(t). Dezenfeksiyonda %5’lik solüsyonları kullanılır(t). Bakterilere karşı etkilidir(t). Klorlu maddeler kumaş ve metaller için zararlıdır, bu nedenle uygulamada dikkatli olunmalıdır(t).
Kuru sıcak ile dezenfeksiyon ve dezenfestasyon: Genellikle alev olarak uygulanır(t). Yanıcı olamyan malzemelerin dezenfeksiyon ve dezenfestasyonunda uygulanabilir(t). Alevin temas ettiği yerlerdeki tüm etkenleri imha eder(t).
Sıcak su ile dezenfeksiyon ve dezenfestasyon: Bakteri, mantar, virus ve parazitlere (bit, pire, kene, protozoon, helmint gibi) karşı etkilidir(t, hh). Kafes, kafeslerin bulunduğu yerler ve araç gereçlerin sıcak su ile yıkanması şeklinde uygulanır(hh).
Gaz yağı ile dezenfestasyon: Kafeslerdeki bit, pire ve kene gibi parazitlerin yok edilmesinde kullanılabilir(t).

 

BULAŞICI ( İNFEKSİYÖZ ) HASTALIKLAR

Kafes kuşlarında görülen başlıca bulaşıcı hastalıklar:

     1. Bakteri Hastalıkları

                               2. Virüs Hastalıkları

                               3. Mantar (Fungal) Hastalıkları

                               4. Paraziter Hastalıklar

      olmak üzere dörde ayrılır.
BAKTERİYEL HASTALIKLAR

Bakteriyel hastalıklar,

 a. Gram Pozitif Bakteri İnfeksiyonları

 b. Gram Negatif Bakteri İnfeksiyonları

olarak ikiye ayrılır.

a. Gram Pozitif Bakteri İnfeksiyonları

Kafes kuşlarında görülen infeksiyonların bir kısmı bu grup tarafından oluşturulur. Bunlar arasında en sık izole edilen Bacillus, Corynebacterium, Lactobacillus, Staphylococcus ve Streptococcus cinslerine ait türlerdir. Bunların bazısı gastrointestinal sisteme ait florada da yer almaktadır.

1. Streptococcal İnfeksiyonlar (Streptococcosis)

 İspinoz, papağan, güvercin ve kanaryalar Streptococcal infeksiyonlara duyarlıdır. Etken; yaralardan, solunum ve sindirim yoluyla vücuda girmektedir. Hastalığın seyrinin kanaryalarda çok daha ağır olduğu, önce depresyon, ardından da eksitasyon ile kendini gösterdiği bildirilmektedir. Hasta hayvanlarda, 1-2 hafta süren yeşil sulu ishal ve karında şişkinlik gözlenmektedir. Kesin tanı için, bakteriyolojik araştırmalardan yararlanılır. Hastalık etkeni, penisilin ve tetrasikline duyarlıdır.

2. Staphylococcal İnfeksiyonlar (Staphylococcosis)

Staphylococ’ lar; kuşlarda, streptococ’ lar gibi purulent lezyonlara neden olmazlar. Staphylococ’ lar vücuda deriden girdikten sonra septisemi’ ye ve özellikle, eklemlere yerleşerek arthritislere yol açar. Ayak ve bacak eklemlerindeki arthritisler topallığe neden olur. Eklemler genellikle şişkindir. Sonuçte kuşlar dizleri ve gagaları üzerinde sürünürler. Hava keselerinin Staphylococcal infeksiyonu da sıklıkla görülmektedir. Vakalarda Staphylococcal pyoderma ve dermatitis görülebilir. Purititis ve açık deri lezyonları da bulunabilir.

Teşhis genellikle etkenin izolasyonuyla ve deri biyopsisiyle ortaya konulmaktadır. Tropikal ve sistemik antibiyotik ve antienflamatuvar tedavi genellikle gerekli olmaktadır. Antibiyotik duyarlılık testleri tedavi seçeneğini belirlemektadir. Eğer ayaklar infekte olmuşsa, ayağın bandaja alınması gerekir.

3.Megabacteri İnfeksiyonu (Megabacteriosis)

Megabacteriosis, henüz rutin bakteriyolojik tekniklerle izole edilemeyen çok büyük bir bakteri türünün neden olduğu, bezli midenin yangısı ile karakterize bir infeksiyondur. Etken, Gram Pozitif, büyük çomak şeklinde, spor oluşturmayan bir bakteridir.

Hastalık, birkaç haftalıktan birkaç yaşa kadar olan kuşlarda görülebilir. Hastalık belirtileri çeşitlilik göstermektedir. Çoğu kez ağırlık kaybı ve depresyon görülmektedir. Hayvanın iştahı yerinde olmasına karşın, ileri derecede zayıflama görülür. Kuşun yemliği incelendiğinde, büyük miktarda, ince ince öğütülmüş yemin varlığı dikkat çeker. Bu durum, kuşun yemi alarak öğüttüğünü, sonra da yutamayıp dışarı attığını göstermektedir. Kuşların çoğunda koyu yeşilden açık yeşile kadar değişen renkte, az veya sulu bir ishal vardır. Başın üzerindeki ve boynun altındaki tüylerin keçeleşmesi, kuşların çoğunun kustuğunu göstermektedir. Bazı kuşlar birkaç ay hayatta kalmasına rağmen, bir kısmının da 2-3 hafta sonra çok zayıflayarak öldüğü görülmüştür. Hastalıktan ölen kuşların %10 ‘ nun belirgin bir semptom göstermediği ve ölümden önce kısa bir süre iyi göründüğü gözlenmektedir. Nasıl tedavi edileceği konusunda herhangi bir bilgi yoktur.

4. Tuberculosis 
Avian tüberculosis kontamine yem, su ve kumun ağız yolu ile alınmasıyla oluşur. M.Tuberculosis ise burun civarında kutanoz lezyonları bulunan infekte insanlardan geçmektedir.
Temel belirtiler mukoz membranlarda solgunluk, kronik zayıflama, ishal, topallık, çevreye karşı ilgisizlik, tüylerde kabarma ve vücudun çeşitli bölgelerinde şişkinlikler olarak tanımlanmaktadır. Gözler içeri çökmüştür ve başın tüysüz kısımları soluk veya grimsi renkte olabilir. Bu infeksiyona bağlı olarak kuşların kemik ve eklemlerinde de lezyonlar şekillenmektedir.
Streptomisin, rifampin, etambutol, izoniazid’ in çeşitli kombinasyonları kullanılmaktadır. MAIS, tedaviye nispeten dirençlidir. Zoonotik özellik gösterdiğinden dolayı ve insanlardaki tedavinin de zorluğu göze alınacak olursa, infekte kuşlarda tedaviye gidilmez, ötenazi tavsiye edilir.

5. Listeria İnfeksiyonu (Listeriosis)

Hastalık etkeni L.monocytogenes’ tir. L.monocytogenes kafes kuşlarında nadiren infeksiyona neden olur. Kanaryalarda oldukça fazla kayıplara yol açan salgınlar bildirilmiştir.

Listeniosis bazen merkezi sinir sistemi bozukluklarına sebep olmaktadır. Belirtiler, genç kuşlarda zayıflamadan, yetişkinlerde ise septiseni sonucu ani ölümlere kadar değişmektedir.

Teşhis, çeşitli organlardan, özellikle de beyinden etkenin izolasyonuna ve bakteriyolojik muayeneye bağlıdır. Tedavi amacıyla, geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanılması gereklidir. L.monocytogenes çeşitli antibiyotik ve ilaçlara dirençlidir. Yüksek dozlarda tetrasiklin uygulamaları sağaltımda iyi sonuç vermektedir.

6. Ülseratif Enteritis
Ülseratif enteritis, civciv, bıldırcın, hindi, kafes ve av kuşlarında görülen akut, bakteriyel, yüksek mortalite ve morbidite ile karakterize bir hastalıktır. İlk olarak bıldırcınlarda görüldüğü için bıldırcın hastalığı olarak da tanımlanmıştır.

Chalmers; hastalık etkeninin clostridium colinum olduğunu ileri sürmüştür. Hastalığa yakalanan kuşlarda aniden başlayan pis kokulu, sulu ishal vardır. Hayvanların iştahı iyi olmasına rağmen aşırı derecede zayıflamaktadır.

Chalmers; güvercinlerde oksitetrasiklinin 0,5 g/L miktarında suya ilave edilerek 5 gün boyunca kullanımının sağaltımda başarı sağladığını bildirmiştir. Başlangıçta veya tekrarlayan infeksiyonlarda kloramfenikol’ ün 0.22 g/L oranında içme suyuna katılarak 3-5 gün boyunca kullanımı yeterli tedavi sağlamakta, tedavi edilmeyen kuşlarda genelde ölüm görülmektedir.
 
7. Erysipelas İnfeksiyonu
 Erysipelothrix insidiosa (E.rhusiopathiae) infeksiyonu; bıldırcın, sülün, güvercin, muhabbet kuşu, zebra finch ve çeşitli vahşi kuşlarda görüldüğü bildirilmiştir. Birçok kuş türünün erysipeles infeksiyonuna duyarlılığı bulunmakla birlikte, türler arasında farklılık gözlenmektedir. Kafes kuşlarında morbidite düşük olmasına karşın, mortalite %25’ lere ulaşabilmektedir.
Klinik belirtiler arasında, körlük, genel zayıflık, iştah kaybı, yeşilimsi-sarı sulu ishal bulunmaktadır. Türlere ve bireysel duyarlılığa göre ölümler 1-4 gün içerisinde oluşmaktadır. Muhabbet kuşlarında erysipelas infeksiyonunun bir semptomu olarak konjunktivitis görülmektedir. Kuşlar uçmak istemezler, gaga ve ayakları aracılığıyla objelere tutunarak kafes içerisinde hareket etmeyi tercih ederler.
Teşhis otopsi ve bakteriyolojik muayeneye göre yapılabilir. Erysipeles infeksiyonlarının tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabilmekte ve çoğu vakalarda penisilin tercih edilmektedir.

b. Gram Negatif Bakteri İnfeksiyonları

1. Aeromonas Hydrophila İnfeksiyonu
Aeromonas hydrophila’ nın neden olduğu oküler infeksiyonlar, insanlarda daha önce tanımlanmasına karşılık, vahşi ve egzotik kuşlarda bildirilmemiştir. Bu etken, fakültatif patojenik bir etkendir ve bu bakterinin neden olduğu hastalıklar, stres, yüksek çevre sıcaklığı veya immun sistemi bozan diğer faktörlerde ortaya çıkabilir.

Aeromonas hydrophila infeksiyonları klortetrasiklin ile başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. (7 gün boyunca 50 mg/100 gr yem). Etken ayrıca gentamisin, spektinomisin ve nitrofurazona duyarlıdır.

 2. Salmonella İnfeksiyonları (Salmonellosis)

     Salmonella infeksiyonları, güvercin, kumru, muhabbet kuşu, kanarya, Afrika gri papağanı, Amazon papağanı gibi psittacine kuşları ve diğer kafes kuşlarında görülmektedir. Salmonella pullorium ve Salmonella gallinarium, evcil kanatlılar ve daha az oranda olmak üzere ekzotik kuşlar için patojeniktir. Çoğu kuş türünün pullorum ve tavuk tifosu hastalığına karşı dirençli olduğu, bununla birlikte, kanarya, papağan ve bazı ispinozların sıklıkla infekte oldukları görülmektedir.

Genellikle, kontamine yem yada gıdanın yenmesinden sonraki birkaç gün ile 2 hafta içerisinde ölümler başlar. Belirtiler; depresyon, bir araya toplanma, tüylerini kabartma, tüylerde karışıklık, sendeleme, titreme, kanatlarda düşme, uçamama, embriyonik ölümler, iştah kaybı, hızlı kilo kaybı, solunumun hızlanması, sulu sarı-yeşil, genellikle gri renkli veya kanlı ishalden ani ölümlere kadar değişebilimektedir. En belirgin semptomu, kanat ve bacak eklemlerindeki şişmeler olup bu olgular patognomonik kabul edilmektedir.

Salmonellosis, özellikle yetişkinlerde pasteurellosis ve pseudotuberculosis ile karıştırılabilir.
Tedavi için kullanılacak antibiyotik duyarlılık testleri ile saptanmalıdır. Çünkü çoğu kuşların antibiyotik duyarlılıklarında farklılıklar vardır. Enrofloksasin’ in en duyarlı antibiyotik olduğu gösterilmesine karşın, bazı durumlarda penisilin, tetrasilin ve aminoglikozid grubu antibiyotiklerin daha uygun olabileceği düşünülmektedir.

Önlemler tedaviden daha üstündür. Hastalıktan ari bir kafese yeni bir kuş sokulacağı zaman iyice muayene edilmeli ve bir müddet ayrı bir kafeste tutulmalıdır. Kontrolde inaktif aşılarla aşılama yararlı olabilir.

3. E.coli İnfeksiyonu

E.coli ve enterobacteriacea familyasında yeralan diğer etkenler evcil memelilerin normal bağırsak florasında yeralmasına karşın kafes kuşları ve özellikle de muhabbet kuşlarının sindirim sisteminde bulunmamaktadır.

E.coli, daha ziyade üşütme ve viral hastalıklar sonucu zayıf düşmüş kuşlarda ve özellikle kanaryalarda Candida albicans’ la birlikte sekonder olarak hastalık yapmaktadır. Yumurtadan çıktıktan sonraki 6-8 günler arasında yavru kuşlarda yaygın olarak ölüme neden olan bakterilerdir. Yavru kuşlarda çok sulu bir ishal oluşur. E.coli aynı zamanda septisemi’ ye de yol açabilir. Kanat ve bacak eklemlerinin şişmesi dışında salmonella ve E.coli’ nin semptomları birbirine çok benzemektedir.

Mümkünse laboratuar muayeneleri ile izolasyon ve identifikasyona gidilmeli ve antibiyotik duyarlılık sonuçlarına göre tedavi uygulanmalıdır. Hastalık etkeninin tetrasiklin, furazolidan ve sulfonamidlere karşı duyarlı olduğu ve bu ilaçların tedaviyi olumlu yönde etkilediği açıklanmaktadır.

4. Spirochaete İnfeksiyonu (Spirochaetosis)

Hastalık etkeni Borrelia anserina’ dır. Spirochaete’ ler kan emen kuşlar aracılığı ile kan dolaşımına verilerek, kuşlar arasında bulaşmaya neden olan etkenlerdir. Bütün spirochaete’ ler patojenik değildir. Patojen türlerde inkubasyon periyodu 3-7 gün arasında değişmektedir. Başlangıç aşamasında, ateş, tüylerde kabarma, depresyon, ishal, susama, ve sık sık nefes alma görülmektedir. Daha sonra koma ve ölüm oluşabilmektedir.

Tedavi amacı ile penisilin kullanılmaktadır. Korunmada kene infestasyonuna karşı önlem alınmalıdır.

5. Pasteurella İnfeksiyonları (Pasteurellosis)

Pasteurella’ lar, kuşlarda genellikle respiratorik bozukluklara neden olan Gram Negatif; hareketsiz, çomak şekilli bakterilerdir.

Bulaşma; infekte materyellerin ya da tozların inhalasyonuyla ve infekte gıdaların yenmesiyle oluşur. Pasteurella multocide infeksiyonları genellikle kediler tarafından saldırıya uğramış pet kuşlarında görülür. Çünkü bu mikro-organizmaların kedilerin ağız florasında yaygın olduğu bilinmektedir. Kediler tarafından ısırılan kuşlarda, hızlı bir şekilde septisemi gelişebildiğinden dolayı, böyle bir durumda hemen tedbir alınmalıdır.

Çevreye karşı kayıtsızlık, titreme, bir araya toplanma görülmektedir. Kahverengi veya sarı dışkı, bazen hırıltılı solunum sesleri, aksırma ve mukoid burun akıntısı da bulunabilir. Göz, gaga ve kloaka civarındaki tüyler matlaşabilir. Bağırsaktaki ülserlere bağlı olarak dışkı kanlı olabilir. Hastalık kronikleştiğinde, belirgin bir ağırlık kaybı, vücut aktivitesinde azalma, karında genişleme, eklemlerde şişme, topallık ve bazı vakalarda başın tüysüz bölgeleri üzerinde pullu veya kabuklu lezyonlar görülmektedir.

Sulfonamidler, özellikle de sulfadimidin en etkili ilaçlarındandır. Antibiyotikler genellikle sulfonamidlerden daha az etkilidir. Streptomisin çoğu türler için toksik etkili bir antibiyotiktir. Sefotaksim, piperasilin ve enrofloksasin gibi geniş spektrumlu ilaçlarla derhal antibiyotik tedavisine başlanmalıdır ve tedavi en azından 1 hafta sürdürülmelidir. Topikal temizlik, sıvı tedavisi ve diğer destekleyici uygulamalar yerine getirilmelidir.
6. Pseudotuberculosis
Kanatlılarda pseudotuberculosis ilk olarak kanarya ve hindilerde bildirilmiştir. Hastalık aynı zamanda ispinoz, güvercin ve av kuşlarında da görülmektedir.

Hastalığın etkeni, Yersinia pseudotuberculosis 1 ve 2 serotipleri olup, etken vücuda derideki yaralardan ve alimenter yolla girmektedir. Hastalık kuşlarda kısa süren septisemi ile başlamakta ve bu dönemde etken kandan tespit edilebilmektedir. Kanaryalarda genelde septisemi döneminde ölümler şekillendiği bildirilmektedir. Hastalığın ileri aşamasında etkenler, karaciğer, dalak, böbrek, akciğer, bağırsak duvarı ve deri altında yeşil-beyaz renkte tuberculosis’ e benzer lezyonlar oluşturmaktadır.

Septisemi döneminde hastalarda depresyon, tüy kabarması, ishal ve kloakadan beyaz ürat çıkarılması görülmektedir. Hastalığın kronik şeklinde ise, dönem dönem ishal, ağırlık kaybı, kanat çırpma, durgunluk ve bazen solunumda güçlük tesbit edilmektedir. Belirtiler arasında ağırlık kaybının sürekli olması dikkat çekicidir. Hastalarda ayrıca topallık, güçsüzlük ve felçler görülmektedir.
Hastalığa karşı gerçek bir tedavi yöntemi ve aşılama bulunmamasına karşın, parental olarak geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılabilmektedir.

7. Mycoplasma İnfeksiyonu (Mycoplasmosis)

Etkenler solunum kanalının kronik bir hastalığı ile ilişkilidir. Kanarya, muhabbet kuşu, papağan ve özellikle de güvercinlerde akciğerlerde ödem ve konjesyona, infraorbital sinüsitisle ilişkili göz ve burun akıntısına neden olurlar. Klinik olarak genç ve yaşlı kuşlar infekte olabilirler. Ancak genç kuşlar infeksiyona daha duyarlıdır. Vertikal bulaşma mümkündür. Ancak yetişkinlerden gençlere direkt bulaşma daha çok öneme sahiptir. Çünkü etken solunum yoluyla bulaştırılabilmektedir.

Nazal ve oküler akıntı, hırıltılı solunum sesleri, bir veya iki gözün parsiyal kapanması, depresyon, iştahta azalma, progresif kilo kaybı ve aksırma görülebilen belirtilerdir. Mortalite genellikle düşüktür.

Mycoplasmosis, muhabbet kuşlarında chlamydiosis ile karıştırılabilmektedir.

Cockatiyel konjunktivitislerinde, topikal ve sistematik olarak uygulanan tylosin, eritromisin ve tetrasiklin, klinik belirtilerde azalma sağlamaktadır. Doksisiklin de bir tedavi seçeneğidir.

8. Psittacosis (Chlamydiosis)Psittacosis; chlamydia psittaci’ nin neden olduğu kuşlarda, insanlarda ve diğer memelilerde görülen bir infeksiyondur. Papağan ve papağan benzeri Psittacidae ailesine bağlı kuşları çok fazla etkilediğinden dolayı bu isim verilmiştir. Daha sonra etkenin diğer kuşlarda da bulunduğu ve onlardan insanlara bulaştığı saptanmıştır. Bu etken, yarısını Psittacidae’ lerin oluşturduğu 130 kanatlı türünde bulunmuştur. Hastalık; chlamyoliosis, psittacosis, ornithosis ve parrot fever olarak da bilinmektedir.
Chlamydialar su ve yemin fekal kontaminasyonuyla, damlacık infeksiyonuyla ve dışkıyla bulaşabilir. Sağlam deri ve göz konjunktivasından bulaşma henüz bildirilmemiştir. Ancak, sokucu sinek ve böceklerin infeksiyonun bulaşmasında ve yayılmasında etkinliğinin olabileceği açıklanmıştır. Yetersiz havalandırma, kalabalık ve diğer stres faktörleri hastalık riskini artırır. Vertikal bulaşma da oluşabilir. Genetik, beslenme, çevre ve reprodüktif faktörler büyük ölçüde hastalığın seyrini etkiler. Kuşlarda hastalığın seyri gizli infeksiyondan septisemi’ ye kadar değişir. Etkeni dışkılarla aralıklı olarak saçan aseptomatik taşıyıcılarda belirtiler açık değildir. Bundan dolayı bu taşıyıcılar etkenin bulaştırılması açısından çok tehlikelidir.
İnfeksiyon durumunda; tüylerde karışıklık, halsizlik, zayıflama, burun ve gözlerde akıntı, anoreksi, solunum güçlüğü, depresyon, aksırma, hırıltılı ses çıkarma, yeşilimsi sulu ishal görülür. Belirtilerin şiddeti farklı olabilir ve belirtilerin hepsi bütün kuşlarda görülmeyebilir.
Psittacosis’ in tedavisinde kullanılan en iyi antibiyotikler tetrasiklin, klorotetrasiklin ve doksisiblin’ dir.
MANTAR (FUNGAL) HASTALIKLARI

Mantarların çoğu fırsatçıdır ve immunosupresyon, antibiyotik tedavisi, ağır hastalıklar ve diğer bazı durumlarda ortaya çıkar. Aspergillosis ve Candida türleri konakçı direncinin düşük olduğu durumlarda fırsatçı bir etken olarak rol oynayabilir. Kronik hipovitaminozis A’ dan ileri gelen squamöz metaplazi, kafes stresi paxvirüslerin ve diğer hastalıkların vardığı aspergillosis’ in gelişmesi için önceden hazırlanan faktörlerdir.
1. Aspergillus İnfeksiyonları  
    (Aspergillosis)

Aspergillosis en yaygın kanatlı hastalıklarından birisidir. Hastalık etkeni A.fumigotus’ tur. Ayrıca; A.flavus, A.niger, A.nidulans ve A.terreus da patojen türler arasındadır.

Bütün kuş türlerinin infeksiyona duyarlı olduğu görülmektedir. Papağan, parakeet ve kanaryalar daha sık infekte olan türlerdir. Hastalık hem kafes kuşlarında, hem de doğada serbest olarak yaşayan kuşlarda yaygındır.

Aspergillosis, kuşlarda genellikle iki formda görülür. Kronik form, fırsatçı bir infeksiyondur ve immunosupresyon durumuyla ilişkilidir. Ses kaybı, depresyon, kusma, PU/PD ve kilo kaybıklinik belirtileri oluşturur. Merkezi sinir sistemi belirtileri hastalığın şiddetle nekrotize formunda görülebilir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde dispne görülebilir.

2. Akut form; fungal sporların çıkarıldığı formdur. Bu formun çoğu vakalarda öldürücü olabildiği bildirilmiştir. Depresyon, anoreksi ve PU/PD gibi klinik belirtiler görülür. Klinik belirtiler çok çeşitli olup, hemen hemen her organda lezyonlar bulunabilir. Fungus; ilk önce solunum kanalına yerleşir ve özellikle akciğer ve hava keselerinde karakteristik lezyonlar oluşur.

Teşhis solunum sistemindeki tipik lezyonların varlığına dayanır. Radyografi bazen hava kesesi bozukluklarını gösterebilir. Kesin teşhis endoskopi ve laparatomi ile konulur. Son zamanlarda teşhis için enzim-immunohistokimyasal yönteme başvurulmaktadır.

Akciğerdeki lezyonlar hila içermediği zaman hastalık tüberküloz veya pseudotüberküloz ile karıştırılabilir. Çiçek ve trichomoniasis bazen ağız boşluğunda aspergilloss lezyonlarına benzer lezyonlara neden olabilirler.

Tedavi güçtür ve mümkün olduğu kadar erken başlanılmalıdır. İnfeksiyon solunum ve sindirim yoluyla sporların alınmasıyla oluştuğundan dolayı hijyen koşullarına uyulması infeksiyonu önleme açısından ilk yapılacak işlemdir. Şayet bir infeksiyon oluşursa, bütün infeksiyon kaynakları ortamdan uzaklaştırılmalı, kafesler ve salmalar sıcak sodalı veya deterjanlı sularla temizlenmelidir. Hastalıktan şüphelenildiğinde veya teşhis konulduğunda lezyonlar çok ilerlemiş olduğu için çoğu vakalarda tedavinin başarılı olması mümkün değildir. Nistatin, günde 2 defa 15 dakikalık sürelerle aerosol olarak uygulanması önerilmektedir. Papağanlarda potasyum iode’ nin 60 ml içme suyu içerisinde 150 mg miktarında günaşırı olarak verilmesinin hastalığın önlenmesi açısından etkili olduğu ileri sürülmüştür. Bu doz, kuşun büyüklüğüne ve türüne bağlı olarak hekim tarafından değiştirilebilir. Amfoterisin-B, FTS ile sulandırılarak 1 mg/kg oranında intratracheal yolla günde 2 kez verilebilir. 5-flusitosin, 60 mg/kg dozunda oral yolla günde 2 kez verilir. Gerekirse tüple besleme, sıvı tedavisi gibi destekleyici tedaviler ve sekonder infeksiyonların tedavisi yapılmalıdır.

2. Candida İnfeksiyonları (Candidiasis)

Thrush, moniliasis veya kandidosis olarak da adlandırılan Candidiasis; Candida albicans’ ın neden olduğu bir hastalıktır. Genellikle kuşların sindirim kanalını infekte eder. Bunlar, gastrointestinal sistemde normal olarak bulunabilirler. Stres veya hastalık durumlarında, genç kuşlarda fırsatçı bir etken olarak rol oynadığı görülmektedir. Birçok araştırıcı, cockotiel ve lovebird’ lerde candide infeksiyonlarının primer olduğuna inanmaktadır.

Candidiosiste klinik olarak kursak stazisi, kursağın kalınlaşması ve gelişememe görülmektedir. Özellikle tetrasiklinler gibi antibiyotiklerle yoğun bir tedavi ve hijyen koşullarının kötü olması duyarlılığı artırmaktadır. Kronik olarak infekte passerine kuşlarında çevreye karşı ilgisizlik ve tüylerde karışıklık tanımlanmıştır.

Teşhis, otopside kursakta lezyonların görülmesi, laboratuar muayeneleri ile izolasyon ve identifikasyona gidilmesi suretiyle konulabilir. Ayrıca enzim-immunohistokimyasal yöntemlerle de teşhis mümkündür.
 
Trichomoniasise ait lezyonlar ile özefagus ve kursak epitelyumunun nekrosisi birçok açıdan candidiasisde oluşan lezyonlara benzemektedir.
Tedavide, kursak boşaltılır ve çok sulandırılmış klohekzidin solüsyonu ile yıkanır. Nistatin; 0,003 ml/g dozunda, maksimum 2 ml oral olarak günde iki kez yedi gün boyunca kullanılabilir. Dirençli veya sistemik hastalıklarda 30 mg/kg dozajında günde 2 kez oral olarak 10 gün boyunca ketokonazol ile tedavi edilir.
3. Dermetomycoses

Patojenik dermatofitler Microsporium ve Trichophyton genüslarında toplanır. Evcil tavuklarda T.gallinae’ nin oluşturduğu favus denilen hastalığa sıkça rastlanılmaktadır. Bununla birlikte kuşlarda yalnızca Trichophyton türlerinin hastalık oluşturduğu bildirilmektedir.

Vahşi passerine kuşlarındaki lezyonlar, özellikle baş bölgesinde alopecia ile karakterizedir. Deri kalınlaşır ve kırışık bir hal alır. Hafif bir doku reaksiyonu oluşur.

Lezyonların meluroskobik görünümü, hastalıktan şüphe ettirir. Ancak doğru teşhis için laboratuar muayeneleri ve özel kültür metotları gereklidir. İnfeksiyonun epidermoptik ve enemidocoptik uyuz etkenlerinin neden olduğu deri lezyonları ile karıştırılması mümkündür. Yetersiz beslenmenin de kafes kuşlarında alopeciaya neden olduğu bilinmektedir. Ektoparazit infestasyonları ile birlikte dermatomycoses’ e rastlanabileceği de unutulmamalıdır.
Tedavi amacıyla oral yolla griseofulvin verilebilir.
GÖZ HASTALIKLARI ( Konjunktivitler – Göz İltihaplanmaları )

Konjunktivitler neye benzer?

Enfekte olmuş kuşlar; kırmızı, şişkin, oldukça sulu veya kabuk bağlamış gözlere sahiptir. Hastalığın ileri safhalarında gözler aşırı şişer, kapanır veya kabuk bağlar, sonunda kuş kör olur.  Bu koşullardaki kuşlar aşikardır ki beslenme zorluğu çekerler. Onları ekseri yerde otururken, yemliğin altında, yem bulmaya çalışırken görürsünüz. Eğer enfekte olmuş kuşunuz ölürse, bu ekseri konjunktivitin kendisinde değil, daha çok göremediğinin bir sonucu olarak açlıktan, korunmasız kalmasından veya yırtıcılığından ileri gelir.

Diğer hastalıklar benzer klinik belirtiler gösterirler mi?

Avian Pox denilen kuş frengisi, kuşların gözlerini etkileyen diğer bir hastalıktır. Bu hastalık; evcil kuşları etkileyen bir hastalıktır ve göz etrafı, gaga dibi ile bacaklar ve ayaklar üzerinde, vücudun tüysüz bölgelerinde büyüyen siğil benzeri oluşuklar ile karakteristiktir. Göz üzerindeki büyümeler diğer konjuktivitler ile karıştırılabilir. Kafada, bacaklarda ve ayaklarda siğilimsi yara- berelere neden olur. Ancak, konjunktivitlerden her zaman kolaylıkla ayrılamazlar. Avian Pox; böcek ısırması, enfekte olmuş kuşlarla veya mikroplu yüzeylerle ( örneğin yemlikler ve tünekler gibi ) doğrudan temas veya mikroplu yiyecek ve suyun tüketilmesi ile bulaşır. Konjunktivitlerde olduğu gibi, enfekte olmuş kuş; kendini parçalayarak yaralanmaya, açlık çekmeye ve korunmasız kalmaya maruz kalır.

Konjunktivitlere neden olan nedir?

Enfekte olmuş kuşlar şişkin gözlere sahip olmasına rağmen, hastalık birincil olarak bir nefes yolu enfeksiyonudur. Bu ekseri, evcil hindiler ve civcivlerde yaygın bir patojen olan Mycoplasma gallisepticum bakterisinin tek bir türü tarafından oluşturulur. Hastalığın insanlara geçip geçmediği bilinmemektedir.

Enfekte olmuş bir kuşu tedavi etmelimiyim?

Kural olarak, lisanslı profesyoneller yaban kuşlarını yakalamaya yetkilidir. Konjuntivitli ispinozları tedavi etmek olanaklı ise de, bu koşullarda, kuş yemlerine ve banyoluklarına ilaç katmayınız. Kontrolsüz koşullardaki kuşlara ilaç olarak gerçekten yardım edebilmenin belirli bir yolu yoktur ve bu tür tedavi; infekte olmuş kuşların daha uzun hayatta kalmalarını ve dolayısı ile hastalığın yayılmasına katkı sağlar. Antibiyotiklerle yapılan tedavi  de diğer ötücü kuşlara hastalığın kolaylıkla yayılmasında yeni bulaşma yollarının hızlı bir şekilde evrimleşmesine neden olabilir.

Konjunktivitli bir kuş görürsem ne yapmalıyım?

Yemlikleri çıkartın ve %10’luk çamaşır suyu ( 1 kısım çamaşır suyu ve 9 kısım su ) ile temizleyin. Onları kurumaya bırakın ve sonra iyice kuruttuktan sonra yerlerine geri takın. Eski tohum ve kuş pisliklerini çıkartmak için yemliklerin altlarını fırçalayın.

Kuş beslemede uyulması gereken prensipler:

Kalabalığı azaltmak için yemlikleri geniş aralıklarla yerleştirin,

Yemliklerinizi düzenli aralıklarla %10’lık çamaşır suyu ile temizleyin ve yemlik altlarında kirli kalıntıların temizlenip temizlenmediğinden emin olun. Yemliklerinizi temizledikten ve tamamen kuruttuktan sonra tekrar yerlerine yerleştirin,

Kuş pisliklerini ve eski-küflü yemleri çıkartmak için yemliklerinizin alt kesimlerini fırçalayın,

Eğer bir veya iki hastalanmış kuş görürseniz, yemliklerinizi derhal çıkartın ve onları %10’luk çamaşır suyu ile temizleyin.

 

 

SİYAH NOKTA HASTALIĞI (İTALYA)

Yetiştiriciler özellikle yavruların ilk döneminde birçok sorunla karşılaşırlar. Muhakkak ki bazı yetiştiriciler için kuluçka döneminin verimsiz geçmesi ve yavru ölümleri problem teşkil eder ve moral bozukluğuna neden olur.
Bazen yavruların taşlıkları dolu olduğu halde ertesi gün ölü olarak karşımıza çıktığı görülür. Bunun nedeni siyah nokta dediğimiz hastalıktır. Çoğu zaman karaciğerdeki ve sindirim sistemindeki problemlere bağlı olur. Vogel Freund dergisinde bu hastalık Paul Pütz tarafından ”Siyah noktalar” olarak adlandırılır.
Bu siyah noktalardan ne anlamamız gerekir ? Siyah nokta yavru kuşların karnının sağ alt kısmında, karaciğerin üzerinde sağda safra kesesi bölgesine yerleşir. Farklı bir et renginde karın bölgesinde belirir. Bu noktanın büyüklüğü farklı farklı olabilir. Yavru hayvanlarda dış düzeyde ortaya çıkan bu siyah nokta sonradan sarı renge döner. Sarıya dönmesi bir organ bozulması meydana geldiğinin işaretidir. Maalesef bu hastalığa yakalanan yavru kuşların büyük bir bölümünün ölüme aday olduğu belirlenmiştir. Nadiren bazı kuşlarda siyah noktanın kaybolduğu ve 7 gün içinde eski normal haline döndüğü görülmüştür. Fakat hastalığa yakalanan kuşların daha az geliştiği tespit edilmiştir. Bazen yumurta içinde de siyah nokta hastalığı sebebi ile ölümler olmaktadır. Bu hastalık solunum zorluğuna neden olur ve soluk alma zorlaştıktan sonra birkaç saat içinde yavru ölür. Siyah nokta kanaryaların yanı sıra Carduelis ve güvercinlerde de görülür.
Siyah noktanın safra kesesi olduğuna dair görüşler vardır. Tanımlanırken sadece karaciğerde olarak değil, karaciğerin sağ tarafında ve pul pul olarak anlatılır.
Yaklaşık beş yıl önce İtalya’ya yaptığım bir ziyarette tanıdığım yetiştirici Prof. G. Bertolini’den bu hastalığa karşı mücadele için yetiştirmeye başlamadan önce eski hayvanları bir İNHALASYON (Buğu, gaz veya ufak damlacıklar halindeki sıvıların solunması) metodu ile tedavi ettiğini öğrendim.

Uitrecht’teki küçük ev hayvanları ile ilgilenen bir fakülte yaptığı araştırmalarda, buna kolibakterilerin neden olduğunu açıklamıştır. İtalyan araştırmacılar bunun mycoplazma olduğunu ve muhtemelen safranın karaciğere tesir ettiğini iddia etmişlerdir. Yumurta içinde meydana gelen bu plazma sonra yavrunun iç organlarına girer ve bozar. Yavrunun yumurta içinde veya yumurtadan çıktıktan birkaç gün sonra ölümüne neden olur. Bazı kuşlar yumurtadan çıktığı zaman nefes zorluğu çeker ve ölür. Bunların akciğerleri hastalığa yakalanmıştır.
Oluşum yumurta içinde meydana geldiği için teşhis koymak çok zor olmaktadır. İtalyan’lar TYLOSİN adlı antibiyotik maddesi ile tedavi uygulamasında olumlu sonuçlar almıştır. Birkaç yıl öncesine kadar Chemi-Vit firması Tylosin kombinasyonlu Tetractlinadlı bir ilaç üretmiştir. Şu anda çeşitli ilaçlar bulunmaktadır. ÖRNEĞİN : Tilosina20, Tylan gibi
İnhalasyon tedavi uygulanmasında da yine Tylosin kullanılmaktadır. Her ne kadar bu ilaçlar tedavi amacıyla kullanılsa da tam olarak teşhis konulamadığı için etkili sonuç imkanı sınırlıdır. Kuluçka için yumurta toplamaya başlamadan önce tedavi uygulamasına başlanır. Bu kür beş gün devam ettirilir. Bir l litre içme suyuna 1 grTilosima20 ilave edilir. Prepatarın düzgün kullanımı önemlidir. Bir yandan virüslerin yumurtaların olduğu yerlere girmeleri önlenmeli, diğer yandan virüsler toplu halde bir yerde tutulmalıdır. Virüslerin tam olarak elemine edilmesi çok zor ihtimaldir.
Mycoplazma nedir. Mycoplazma ile mykoz aynı şey değildir. Maykozda mantara bağlı hastalık söz konusudur. Mykotoksinler zehirleyici etki yaparlar. Mykoplazmozun ne tür bir etki yaptığı kuş yetiştirme kitaplarında yer almamıştır. Uitrecht’teki fakültenin çalışmaları yeterli gelmemektedir. Çünkü mykoplazmozlar bakteriyel enfeksiyonlarla birlikte ortaya çıkmaktadır ve kolibakteriler buna bağlı olarak artmaktadır. Mykoplazmalar hücre çeperi olmayan bakterilerdir ve çok çeşitli yapıda türü vardır. Kuş türüne ve organa göre farklı artış gösterirler ve koloniler halinde yaşarlar. Üst solunum yoluna yerleşirler. Mykoplazmanın yayılması kolaydır. Çok basit temaslar ile içeriye girerler. Hastalık oluşmasına neden olan unsurlar yetersiz bağışıklık, stresli ortam, hijyenik yetersizlik, sert iklim değişikliği, negatif etki yapan çevresel faktörler ( Çok düşük veya çok yüksek nemli ortam) aşırı toz, çok kalabalık kümes ve başka virüslerin çok yoğun olması. Yumurta içindeki ölümlerin ve yavru halindeyken ölümün nedeni elbette ki bağışıklık sisteminin zayıf olmasıdır. Yapılan mücadele sonucu başarılı olunamamasının nedeni Tylosin ile yapılan tedavinin yavruları kurtarmak için yetersiz olmasıdır. Probiotika-ProNutrial bağışıklığı geliştirme için önemli çok faydalı bir çalışma sayılır. Mykoplazmalar dış etkenlere karşı, örneğin sıcaklık, nem veya dezenfeksiyon maddelerine karşı çok duyarlı reaksiyon gösterirler.
Son olarak şunu söylemek isterim ki bu durumla karşı karşıya iseniz, mutlaka bir veteriner ile irtibat kurun ve onun tavsiyelerine uyunuz. Kullanılan ilaçların uzman birinin elinden olması daha etkili olacaktır.

“Bilgiler kanaryalardunyasi.com’dan alınıp düzenlenmiştir.”